Birisinin düşünceleri ile ilgili bir kitap okuyorsun. O birisinin kendi yazdığı kitapları okumuşsun zaten. Ama diyorlar birileri ‘o’nu en iyi anlamış ve anlatmış insan bu yazar diye. Alıyorsun eline kitabı…. Okuyorsun, okumaya çalışıyorsun… Cidden çalışyorsun… Çünkü ‘o’ yazarken sanki sohbet gibi yazmış. Aslında ‘o’ kendi devrinde bile çok büyük oysa ki… Tüm dünya tanıyor ‘o’nu… Ama o büyük kelimelere gömülüp anlaşılmak için anlaşılmaz yollar seçmiyor. Eserlerini okurken insanlar sözlüklere gömülsün istemiyor. ‘O’ kendi mimarisi gibi yalın, net yazıyor. Sonra ‘o’nu en iyi anladığı söylenen kişinin kitabını alıyorsunuz elinize. Okumaya çalışıyorsunuz…. Cidden bunun için emek harcıyorsunuz….
Babama Mektuplar 49
Babacım,
Günlerdir nedensiz bir anda aklıma geliyorsun. Herhangi bir şey yaparken, herşey çok alakasızken… Bir anda bir hüzün kaplıyor ruhumu. Susmak istiyorum. Herşeye ve herkese. Susmak, olduğu gibi kabullenmek. Kimseyi hiçbir şeyi umursamamak… Canım yanıyor baba. Sana anlatasım geliyor. Sana anlatmaya ihtiyac duyuyorum. Hiçbir şey söylemesen de… Akıl vermesen de… Sadece yanımda olsan ve elimi tutsan, sadece başımı omzuna koysam…
Susmakla ilgili bir sorunum var baba. Susamıyorum. Aslında biliyorum bir anda söylesem içimdekileri hemen olacak ve bitecek herşey. Ama olmuyor baba. Sustukça içimde kalıyor. Sustukça daha da büyüyor içimdeki sıkıntı. Sustukça daha da büyüyor herşey. Çaresizce içimdeki herşeye rağmen susuyor ve gülümsüyorum.
Vazgeçmek istiyorum baba. Ciddi anlamda durup bir anda tuttuğum tüm ipleri bırakmak, kurmaya çalıştığım tüm dengelerin dağıldığını seyretmek istiyorum. Bazen işte şimdi tam zamanı diye düşüyüyorum. Bazen hadi azıcık cesaret ediyorum kendime. Hadi bak bunu yaptığın an evet belki herşey yıkılacak ama zaten bu halde de seni üzmekten başka bir şeye yaramıyor ki…
Mutsuzum baba. Çok mutsuzum. Seni çok özlüyorum ve sana çok ihtiyacım var.
Seni çok seviyorum baba…
bu nasıl merdiven?






